Beyaz Yakalılardan Türk Musikisi Ziyafeti

Türk sanat müziğine gönül vermiş beyaz yakalı çalışanlardan oluşan Mısra Türk Müziği Topluluğu, geçtiğimiz günlerde musiki severlere doyamayacakları bir dinleti sundu. Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde Almanya’dan gelen Leverkusen Musiki Cemiyeti koristleri ile beraber muhteşem bir konsere imza attı. Mısra Türk Müziği Topluluğu Koro Şefi Aylin Şengün Taşçı ve Didem Söylemez Sur, keyifli gecenin detaylarını anlattı.

Aylin Şengün Taşçı, TRT İstanbul Radyosu Çocuk Korosunda Klasik Batı Müziği eğitimi alarak müzik hayatına başladı. Ardından TRT İstanbul Radyosu Gençlik Korosu’na soprano ses olarak seçildi ve Klasik Batı Müziği eğitimini bu kurumda 5 yıl daha sürdürdü. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Aynı dönemde İstanbul Belediye Konservatuarı Türk Müziği Bölümü’nden mezun oldu. Mezuniyetinden sonra Tercüman gazetesine girdi ve müzik başta olmak üzere kültür-sanat üzerine yazılar yazdı. 1990 yılında tanburi Necdet Yaşar’ın talebiyle yetişmiş sanatçı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu’nun kadrosuna katıldı. Necdet Yaşar’ın yanı sıra Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca’nın ders aldı. Müzikle profesyonel olarak ilgilenmeye başladıktan sonra basınla ilişkisi devam etti. Günaydın Gazetesi’nde 2 yıl müzik ve İstanbul üzerine köşe yazıları yazdıktan sonra BRT, TRT ve TGRT televizyonlarında ve daha sonra çeşitli özel radyolarda müzik ve değişik alanlarda programlar hazırlayıp sundu. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yönetim konusunda İngilizce İşletme Yüksek Lisansı yaptı.

Didem Söylemez Sur, 1999 yılında profesyonel yaşamına Marmara Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölümünde Araştırma Görevlisi olarak başladı. 2003 yılında aynı üniversitenin Sağlık Kurumları Yöneticiliği programından yüksek lisans derecesini alarak Memorial Sağlık Grubuna yönetici olarak geçti. Türkiye’nin ilk Hasta İlişkileri Departmanını ve aynı kurumun Etiler Polikliniğini kurdu. 2007 yılında Medicalpark Sağlık Grubunun Bahçelievler ve Göztepe Hastanelerini kurması esnasında kurucu ekip içinde yer aldı. 2017 yılında Marmara Üniversitesinden Sağlık Yönetimi dalında doktora derecesini aldı. 2000 yılından bu yana Marmara, Kadir Has, Okan, Yeditepe, Maltepe, Bilim, Medipol, Bezmialem, Üniversitelerinde çeşitli dersler verdi. Halen derslerini sürdürmektedir. 7 kitapta yazarlık yapan Didem Söylemez Sur’un, 17’si uluslararası 32’si ulusal makale-bildirisi toplam 49 yayını bulunuyor. Tamamladığı birçok projeye ek olarak halen İstanbul Sağlık Müdürlüğü ile yürüttüğü “güvenli süt” konulu projenin yönetim ve eğitim ekibindedir. Aile şirketi olan Söylemez Kauçuk ve Otomotiv Ltd.Şti ‘nin yönetim kurulu üyesidir.

Koro şefliğini yaptığınız Mısra Türk Müziği Topluluğu nasıl oluştu?

Aylin Şengün Taşçı: 2013 yılında, Türk Müziği’ni sevdirmek, yaşatmak, yaymak, korumak, topluluk üyelerinin musiki kültürünü arttırmak, Türk müziği eserlerinden oluşan repertuarlar hazırlayıp, aslına uygun olarak çalışmak, icra etmek ve yurt içi ve yurt dışı konserler vermek amacıyla Gülhiz Yüksek ile kurduğumuz bir topluluktur. Yurt içi konserleri genellikle İstanbul’da biri kış, diğeri bahar aylarında olmak üzere her yıl iki defa yapılmaktadır. Bu konserlere ek olarak özel günlerde de konserler düzenlenmektedir. Kurulduğundan bu yana her yıl bir yurt dışı konser vermiştir. Yönetim Kurulu Üyeleri Sevgi Arda, Didem Söylemez Sur, Figen Şenbilgin, Neriman Bezmez; Denetim Kurulu Üyeleri ise Afet Şahin ve Bahattin Yenici gibi değerli isimler bulunmaktadır.

Akademik kimliğinizin yanında sanat çalışmalarınızda bulunuyor. Sağlık sektörü yanında müzik ile uğraşma fikri nasıl gelişti?

Didem Söylemez Sur: Üniversite’de henüz araştırma görevlisi iken şu an eşim olan Prof.Dr.Haydar Sur’un o zamanlar öğrencisiydim ve mesai saatleri sonrası Yrd. Doç. Dr. Murat Çekin ile odalarında ud ve kanun çalarlardı. Kimi zaman onlara biz diğer akademisyenler de katılır beraber çalar söylerdik. Türk müziğini ben ilk orada, o odada sevdim. Daha sonraları dost meclislerinde ve şu an üyesi olduğum Mısra Türk Müziği Topluluğunun da Şefi olan Dr.Aylin Şengün Taşçı ve kıymetli eşi Prof.Dr. Hasan Taşçı’nın Tuzla’daki evlerinde sıkça müzik icralarına katıldık. Genellikle de eşim Prof.Dr.Haydar Sur ud çalar, Aylin Hocam okur biz dinlerdik. İki yıl önce Koro şefimizin topluluğa daveti üzerine Mısra Türk Müziği Topluluğuna üye oldum. Geçen sene Mısra Türk Müziği Topluluğunun Kozzy Kültür Merkezinde verdiği konserde Prof.Dr.Hasan Taşçı ile birlikte ikimizinde ilk solosu olarak bir düet yaptık.

Mısra Türk Müziği Topluluğu, sağlık sektörü çalışanlarından mı oluşuyor?

Didem Söylemez Sur: Topluluğun tamamı değil ama yarıya yakını sağlık sektöründe çalışıyor. Aramızda hekimler, diş hekimleri, eczacılar, sağlık yöneticisi, ilaç sektörü temsilcileri, akademisyenler olduğu gibi avukatlar, işletmeciler, mühendisler, öğretmenler ve ev hanımları da var.

Geçtiğimiz günlerde güzel bir etkinliğe imza attınız. Etkinliğe dair neler söyleyeceksiniz?

Aylin Şengün Taşçı: Geçen sene Almanya’da Leverkusen Musiki Cemiyeti ile keyifli bir konser vermiştik. Bu sene biz onları İstanbul’da ağırladık ve hafızalardan silinmeyecek bir Türk sanat müziği konserine imza attık. İki koro, 92 kişilik ses ve 17 kişilik saz kadrosuyla hem muhteşem bir görüntü sergiledi, hem de Türk sanat müziğinin klasik eserlerini başarıyla seslendirdi. İlk bölüm Hüseyni makamında seçilen klasik eserlerden, ikinci bölüm ise ölümümün 10. yılı anısına, unutulmaz şarkıların bestekarı Avni Anıl’ın bestelerinden oluştu. İki koro ile birlikte ülkeler arasındaki kültür köprüsünü başka projelerle devam ettireceğimizi umuyoruz.

Didem Söylemez Sur: Geçen sene Almanya’da Leverkusen Musiki Cemiyeti’nin Mısra Türk Müziği Topluluğu ile beraber verdiği ilk konser 1000 kişilik dinleyici kitlesi ile çok başarılı oldu. Konser çok başarılı geçti, konserin sonuna kadar salon tıklım tıklım doluydu. Dinleyici ile koroların ve müziğin büyüsü bütünleşti. Sahnedeyken merdivenlerde oturarak konseri dinleyenleri görmek gurur vericiydi. Sonu gelmez alkışlar ortamın pozitif enerjisini oldukça yüksek tuttu.

Turkaz Magazine dergisi olarak, Türkiye – Azerbaycan arasında tanıtıcı rol almayı hedefliyoruz. Siz bu iki ülke arasındaki dostluğu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Didem Söylemez Sur: Kültürü, dili aynı olan aynı millete mensup iki ülkenin yakınlaşmasından daha doğal birşey olamaz. Turkaz Magazine Dergisi olarak bu dostluğa katkı sağlamaktan gurur duymalısınız. Topluluğumuzun ülkeler arasında kültürel köprüler oluşturmak gibi bir misyonu var. Müzik zenginliği ile bilinen Azerbaycan’da da konser vermeyi planlıyoruz. Bu iki ülke arasında kurulmakta olan kültürel köprülerden birisini de biz kurabilirsek bu büyük bir şereftir.

Aylin Şengün Taşçı: Bakü’ye, 1990 yılında yanvar olayları sonrasında gazeteci olarak gitmiştim. O zamanlardan beri Azerbaycan-Türkiye sevgi ve dostluğunu bire bir en yoğun şekilde yaşayan insanlardan oldum. Ardından uzun yıllar geçtikten sonra Azerbaycan’ı üç-dört kez daha ziyaret ettim; her gidişimde aynı sevgi ve dostluğun perçinlenmiş olarak devam ettiğini gördüm. Ülke hızla değişmişti ama değişmeyen tek şey Türkiye’ye olan sevgi ve dostluktu. Türkiye zaten Azerbaycan’ı her zaman kardeş ülke olarak görüp değerlendirmektedir. Bu dostluğun sonsuza kadar süreceğinden hiç şüphem yoktur. Müzik; iki ülkeyi birbirine yakınlaştıran, sevgiyi anlatmanın en güzel yoludur. İlk fırsatta yolumuzun Azerbaycan’a tekrar düşmesini arzu ederim.

No Comments Yet

Comments are closed

Turkaz Magazine dijital dergi platformudur.
Hello. Add your message here.