“Dünya kocaman bir ev olsaydı mutfağı kesinlikle Gaziantep olurdu.”

TurkAz Magazine Yazarı – Talip Bayram

Anadolu’nun ilk yerleşim merkezlerinden biri olan Mezopotamya ile Akdeniz Bölgesi’nin kesişme noktasında yer alan bu kentimiz, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve tarihin birçok döneminde bu önemini korumuştur. Bu şehri güzelleştiren iki şey var; Biri mutfağı diğeri ise içindeki güzel insanları. Hele o Antep şivesiyle konuşmaya başladıklarında hayran kalırsınız. Ve sevginiz bir kat daha artar bu yörenin insanlarına.

Gaziantep; Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Tunç, Hitit, Hurri-Mitanni, Asur, Pers, Büyük İskender, Selevkoslar Krallığı, Roma, Bizans, Selçuklu, Memluklar, Dulkadiroğluları ve Osmanlı dönemlerine ait izleri-eserleri günümüze kadar taşımaktadır. Tarihi İpek Yolu güzergâhında bulunan Gaziantep’te işte bu çeşitli kültürlerin buluşması nedeniyle oluşan zengin mutfağında yaklaşık 250’nin üzerinde yemek türü yer almaktadır.

Bu Kente UNESCO’dan Tarihi Unvan
2015 yılının sonlarında UNESCO, Gaziantep’le birlikte 33 ülkeden 47 kenti “Yaratıcı Şehirler Ağına” layık gördü. Gaziantep mutfağı sayesinde, UNESCO’dan gelenbu kararla, bu alanda Türkiye’nin öncü şehir olma özelliğini kazandı. Bu Kentin “Dünya Yaratıcı Şehirler Ağı”nın “Gastronomi” kategorisine girmesinden sonra Gaziantep ve yemeklerine ilgi gitgide artırmaya başladı. Bu sayede Gaziantep hem ülkemizdehem de dünya da dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Lezzet Severler, zengin mutfağı ile bu unvana layık görülen bu şehrin lezzetlerini tatmak için geziler düzenlemeye başladılar. Şu anda “Dünya Gastronomi Kenti” olarak tescillenen Gaziantep, günümüzde yemek kültürünün yıldız şehri olarak milyonları ağırlamaktadır. Antep’e gidemeyenler ise bulundukları illerde bu yemekleri yapan Restoranları aramaktadırlar. İstanbul bu konuda biraz daha şanslı galiba. Gaziantep’in yerel lezzetlerini tam olarak bulmak o tatları yakalamak imkânı olmasa da bu yemekleri yapan birçok mekân, İstanbul’da da rahatlıkla bulunmaktadır.

Bunun yansıra Anadolu Mutfağını Koruma, Araştırma ve Geliştirme Derneği de Türkiye’de bir ilke imza atarak, Gaziantep mutfak kültürüne ait 30 ayrı yemeğin tapusunu çıkarmış ve tescil ettirmiştir.

GAZİANTEP MUTFAĞI

Gaziantep günümüz dünyasının belki en zengin mutfağına sahiptir. Bunu anlamak için Binlerce yıllık kültürüne, yiyecek içecek alanında da kendini gösterdiği faaliyetlerine biraz göz atmak yeterlidir. Çok eski uygarlıklar olan Hititler ve Romalılardan tutun Türklerin köklü devletleri olan Selçuklu ve Osmanlıya ve sonrasında ise Ülkemizin bu günkü mutfağına kadar, Antep Mutfağı tam bir dünya karmasıdır. Türkler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Araplar ve Yahudiler… Bu güzel halkların yiyecek içecek birikiminden gelen o muhteşem mutfağın adıdır Gaziantep Mutfağı. Anadolu’nun birçok bölgesini karış karış gezdiğinizde en iyi yemek rotasının Gaziantep’e çıktığını görürsünüz. Bu Rotada Muhteşem mutfaklarını soframıza taşıyan lezzet yolculuğumuzun belki en önemli durağı Gaziantep’tir. 250’ü aşkın çeşit yemek çeşidiyle dünya mutfağında yerini alan Antep, daracık sokakların arasından yükselen yemek kokularıve misafirperverliğiyle çok ünlüdür. Ayrıca İpek Yolu’na olan coğrafi konumu dolayısıyla baharat tüccarlarının uğrak alanı olması, baharatlarla harmanlanan onlarca çeşit lezzetlerin ortaya çıkmasında çok etkili olmuştur.

Tescilli Antep Yemekleri
Gaziantep’in eşsiz lezzetlerinden Antep Firiği, 24.11.2017 tarihinde“Coğrafi İşaret Tescil Belgesi” aldı. Bu kentin Tescilli marka değerlerinin arasında Antep fıstık Ezmesi, Antep Tırnaklı Pidesi ve Antep Lahmacunundan sonra, Son olarak Antep Firiğinin de tescillenerek marka zenginlikleri arasına girmesi bu kentin mutfak değerini bir kat daha artırmaktadır.

Antep’e Gastronomi Turu

Yapılan Araştırmalara göre dünya üzerinde seyahat eden kişi sayısı 1 milyarı aşarken, bu gezi planlarını belirlemede yemek kültürünün %50’nin üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Uçak fiyatlarının 2-3 ay önceden alınması şartıyla çok ucuzladığı günümüzde, günübirlik Antep’e gitmek, akşama kadar bu şehrin yemek ve tatlılarını tatmak adiyattan oldu. Bu enfes lezzetleri yerinde ve orijinal haliyle tatmak her zaman tercih edilmektedir. Her ne kadar İstanbul’da Gaziantep Mutfağını çok iyi temsil edilen mekânlar olsa bile Yerindeki gibi olmuyor. Etinden mi suyundan mı bilinmez. Ama farklı bir tatları olduğu muhakkak.

Gaziantep günün her saati için ayrı bir lezzete sahip. Şehre ilk indiğinizde sabahın ilk ışıklarıyla açılan restoranların birinde, “Beyran” harika gidecektir. Veya aranızda Sabah sabah daha hafif bir şeyler isteyenler var iseküçük dükkanlarda yapılan leziz tostlarla kahvaltınızı yapabilirsiniz. “Antep’e gelmişim tost mu yiyeceğim” diyenlere de, efsane Antep usulü açık büfe kahvaltı tercihi kesinlikle doyumsuz olacaktır. Sabahın dördü, beşi fark etmez; Ciğerci Ustalara da uğranabilir. Öğle Yemeği için de Küşlemesinden Alinazik kebabına, yuvalamasından lahmacununa kadar ayrı ayrı lezzetleri ile şöhret olmuş mekânlardan birisinde devam edersiz güne. Bu güzel öğle yemeğinin Ardından yine ayrı mekânlarda baklavasından katmerine kadar envai çeşit tatlıyı, Yemeye doyamayacağınız bu yerel lezzetleri, taş fırınlarda pişirilerek doğal şeker şerbetiyle tatlandırılan fıstık dolu ‘Baklavacılarda zirvede bırakabilirsiniz. Benim kanaatim akşam yemeği yerine daha hafif yiyecekler ve tahmis kahvesi ile günü noktalayabilirsiniz. Denemeye günü yetiştiremeyeceğiniz çeşitteki yemek ve tatlılardan seçiminizi kolayca yapabilmeniz için Gastronomi yolculuğunuza mutlaka bir Antepli bir rehber eşliğinde başlamalısınız.

Antepli Babasına Usta Diyor
Antepli birçok usta baba mesleğini sürdürerek bu mesleğe adımını atmıştır. Atalarının hayalleri bu mutfağın devam etmesidir. İşte bu ustalar bunu gerçekleştirebilmek ve yaşatabilmek adına, çok küçük yaşlarda tezgâhların arkasına geçiyor bu işin inceliklerini öğreniyorlar. Henüz onbeşli yaşlara gelince de kendi mekânlarını açmak için şartları zorlamaya başlıyorlar ve çoğu zaman da başarıyorlardı. Şu anda Antep, Babaları olan ustalarından öğrendikleriyle sektöre girmiş, küçüklüğünden beri mutfakta büyüyen, yaz tatillerinde hep babasıyla birlikte imalathaneye giren, tezgâhın arkasına geçen, hatta o dönemlerde boyu yetmediğinden ayaklarının altına tabure koyarak işleri öğrenmeye çalışan birçok baklava üstadımekan sahibi ustalarla doludur. Bu ustalar maharetlerini, baklavasından kebabına kadar her konuda tecrübe sahibi olmalarını erken yaşta bu işin içine girmelerine bağlıyorlar. Ve tabi ki usta olan baba ve atalarına. Özellikle baklava ve katmer gibi çok önemli ve titiz bir çaba gerektiren yiyeceklerde el becerileri de bunu ortaya koymaktadır.

Antepli usta etin en tazesi ve sağlıklısını seçip müşterinin önüne öyle getiriyor. Her aşamada birinci sınıf malzeme kullanıyor. Müşteri memnuniyetini her şeyin üstünde tutuyor. Gaziantep mekânlarının, personelleri de büyük bir titizlikle seçilip özel eğitimden geçiriliyor. Daha ilk adım atışınızda bu farkı hissedebiliyorsunuz. Ortamdaki aile ortamının sıcaklığı, personel ve ayrılan müşterilerin suratındaki memnuniyet ifadeleri, sizin de içinizi anında ferahlatıyor.

Antep ve Baklava

Baklavanın Halep kökenli olduğunu söyleyenler olsa bile uzun yıllardır ülkemizle ile anılan bir tatlımızdır. 2013 Yılında ABD Komisyonu tarafından “Türk tatlısı” olarak da tescil edilmiştir. Ancak Baklava, günümüzde, zengin bir mutfak ve sofra kültürüne sahip olan Gaziantep ile özdeşleşmiştir diyebiliriz. Baklava denince akla ilk önce Antep ilimiz gelir ama Antepli ustalar ülkenin dört bir yayına dağıldığından pek çok şehirde bu lezzetli baklavaları bulmak mümkün. Baklavanın Gaziantep’le özdeşleşmesinde ve oradaki baklavanın tadının farklı olmasında ustalık tabii ki vardır ancak bölgenin suyu, havası da kullanılan ürünlerde mutlaka etkili olmaktadır. Fıstığı ile meşhur bu ilimizin en meşhur baklavası da tabi ki “Fıstıklı Baklava” olacaktır. Baklava, armut ağacı oklavalarıyla 40 kat ince ince açılan yufkanın kat kat aralarına Antep fıstığı, ceviz, fındık ve badem konarak yapılan bir hamur tatlısıdır. Ülkemizde Tatlı sektörünün duayen firma ve markalarının çoğu Gazianteplidir.

Gaziantep En İyi Tatlı İle En İyi Kebabın Bir Arada Olduğu Nadide Bir İl
Bilindiği üzere, Anadolu’muzun yemek kültüründe yemeğin ardından hemen tatlı yenmektedir. İşte bu ikilinin en iyi olduğu il Antep’tir. Ancak ben bu ikilinin birlikte yenmesinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Günümüzde eskiden olduğu gibi yediklerimizi kısa sürede eritebilecek ortamlarda çalışmıyoruz. Dolayısıyla bu zamanda yemek ve tatlının birlikte yenmesi obeziteye neden olmaktadır. Ancak Gaziantep’te Yemek yenilen mekânlardan bağımsızolarak özel açılan Tatlı dükkânları, yemek ile tatlının ayrı ayrı mekânlarda yenilebileceğini göstermiştir. Dolayısıyla Antep’i ziyaret eden misafirler, Yemek yedikten ve yeterince yemeği hazmettikten sonra bir müddet dinlenen bünye ile ayrı bir mekânda rahatlıkla Tatlılarını afiyetle yiyebilmektedirler.

Gaziantep Yemekleri ve Bazı Yemeklerin Tarifi

Gaziantep yemekleri deyince aklımıza hemen kebap, lahmacun, yuvalama, baklava ve katmer gelir. Hâlbuki Gaziantep yemeklerini bunlarla sınırlamak bu mutfağa büyük haksızlık olur. Bu muhteşem kentin çok fazla (tencere) yemeği bulunmaktadır. Alaca çorba, ekşili ufak köfte, şiveydiz, erik tavası, soğan dolması, doğrama mıcırık aşı, gibi. Gaziantep mutfağı denildiğinde akla ilk gelen yemekler arasında bulunan kebap çeşitleri, bilinen türlerinin dışında yenidünya, sebzeli, ayva, elma, firenk, simit, patlıcan, kazan, kabak, Kilis, ekşili, mantar, yoğurtlu ve ayvalı ve tas kebapları olmak üzere 32 türde yapılıyor. Yine mutfakta 26 çeşit köfte yapılırken, 27 çeşit pilav, 15 çeşit dolma, 26 çeşit etli yemek, 15 çeşit turşu ve 22 çeşit helva bulunuyor. Yoğurt yemeklerinin de hatırı sayılır bir yeri olan Antep mutfağında çağla aşı, orman, sahte yuvalama, bakla, çiğdem aşı, bezelye, elma aşı, fasulye, kabak, keme, köfte, mantar, patates, soğan ve yuvalama, ilk akla gelen yoğurtlu yemekler olarak dikkati çekiyor.

Gaziantep Usulü Kahvaltı

Türkiye’de gastronomi cenneti denilince akla ilk gelen şehir olan Gaziantep, kahvaltı konusunda da oldukça iddialı. Yöresel Gaziantep lezzetlerinin de yer aldığı 150’e yakın çeşit üründen oluşan Gaziantep usulü açık büfe kahvaltısında neler olduğunu bir sıralayalım. Beyran, tatlı tarhana kavurması, piyazlar (zeytin, yumurta, nohut, patates), semsek böreği, sigara böreği, su böreği, kaymak çeşitleri, ev yapımı çeşit çeşit reçeller, yöresel taze peynir çeşitleri ve Gaziantep’e özgü yöresel dürüm ve peynirli ekmek çeşitleri ve belki de en özel lezzetlerden biri olan Katmer Gaziantep kahvaltısının vazgeçilmezleridir. Gaziantep fıstıklı ve sahan kaymaklı katmeri ile uzun süre damaklarınızdan silinmeyecek bir lezzet şöleni sanki. Enfes ve taze pişmiş katmer, dumanı üzerinde tüten gözleme çeşitleri, 40 kat baklava hamurundan yapılmış su böreği, dillere destan lezzetiyle Antep peyniri, Antep kahkesi, cevizle süslenmiş yeşil Antep zeytini, fıstıklı helvası ve daha saymakla bitmeyecek Gaziantep mutfağının en özel lezzetlerinin yer aldığı açık büfe kahvaltı şöleni.

Gaziantep’in Yöresel sabah kahvaltısını gerçekten idrak etmek için keyifle tat alarak yaşamak lazım. Kırma yeşil zeytin farklı ve özel bir tat, nohut salatası kahvaltıda pek rastlamadığımız ancak damak tadına çok uygun, ceviz reçeli inanılmaz. Antep peyniri ile yapılmış börek, sıcak ve çıtır…

Mesela sabah kahvaltılarında ciğer kavurma yenir mi? Yenmez dediğinizi duyuyor gibiyim. İşte denemeden bilemeyeceksiniz. Bu tadın farkına varmak için kesinlikle sabahın seher vaktinde Gaziantep usulü o pişmiş ciğeri yediğinizde anlayacaksınız. Gaziantep’te sabah kahvaltısında Ciğer Kavurma yemek adettendir. Ciğer kavurma, ciğerin tamamen başkalaşıma uğramış bir versiyonudur. Yine sabah sabah tatlı mı yenir demeyecek o sıcak sıcak fırından yeni çıkmış katmeri kahvaltı esnasında yediğinizde kahvaltı yapmanın ne demek olduğunu anlayacaksınız. İşte yiyenleri mest eden, katmer olmadan biz ne yapacağız? Dedirten börek mi tatlı mı karar veremediğimiz yiyecek. Tek kat baklava yufkası açılıp içine kaymak sürülüyor. Onun üzerine bol dövülmüş Antep fıstığı serpilerek kare şeklinde katlanıyor ve fırında pişiriliyor. Muhteşem bir lezzet. Ve gelelim kahvaltı masasının şahı olan Beyran’a. Beyran’a çorba demek büyük haksızlık bence. Sabah kahvaltısında beyrana doymak lazım. Bir de içinde hakiki ilik olursa deme keyfine beyran’ın.

Balcan (Patlıcan) Kebabı

Patlıcanlar iki parmak kalınlığında doğranır. Domatesler dörde bölünür ve yeşilbiberler istenilen şekilde kesilir. Kıyma, karabiber, tuz birbirine yedirilecek şekilde karıştırılır. Bir patlıcan bir köfte alınır, köfte düzgünce patlıcanın üzerine yerleştirilir ve tepsiye konur. Tepsinin üzerine yarım bardaktan daha az su serpilip 200° de fırınlanır. Patlıcanların rengi dönüp köfteler kendini toparlayınca üzerlerine domates, domatesler de biraz pişince biberler ilave edilir. Odun ateşinde de pişirilir.

Frenk Kebabı (Domatesli Kebap)

Dilimlenen domateslerle birlikte, Yoğrulmuş kıymadan ceviz büyüklüğünde parçalar alınarak şişlere saplanır. Etler ve domatesler birbirini takip edecek şekilde şişlere saplanır. Şişe saplanmış domates ve etler hafif el ile sıkılarak birbirine yapışması sağlanır. Domatesler ve kıymalar şişlere saplandıktan sonra, harı geçmiş ateşte çevrilerek pişirilir. Frenk kebabı, özel ince ekmek ile sıcak olarak servis yapılır.

Yuvalama

İri kuşbaşı doğranmış et, tencerede pişerken üzerine geceden ıslatılmış nohut eklenir. Yinegeceden ıslatılmış 2 su bardağı pirincin kurutulmuş hali ve çiğ köftelik et ile yuvalamanın köfteleri yapılır. Yuvarlanmış köfte, haşlanmış et üzerine ilave ederek 20 dakika pişirilir. Bu sırada tencerenin kapağı kapatılmamalıdır. Bu arada 4 bardak süzme yoğurt pişirilir ve yuvarlamanın üzerine karıştırılarak yavaş yavaş ilave edilir. Yemeğin üzerine kuru nane, karabiber ve kızdırılmış yağ gezdirilir.

Antep Firiği Pilavı

Frik; Antep yöresinde daha çok bulunan ve tam olgunlaşmadan henüz yeşil haldeyken kavuzları çıkarılmadan tarlada ateşte tütsülenen/yakılan buğdayın bir türüdür. Yapılışı Soğan ve biber kavrulup salça eklenerek biraz daha kavrulur, su, tuz ilavesiyle kaynamaya bırakılır. Kaynayan suya firik konarak ateş kısılır,5 dak. ağzı kapalı kaynatılır.5 dk. sonra bulgur eklenir, suyu çekinceye kadar pişirilip dinlendirilir. Etli de yapılır.

Fıstıklı Kebap;

İri çekilmiş kuzu kıymanın içine; ufak doğranmış pastırma, kaşar peyniri, fıstık ve baharatlar eklenip yoğurulur. Şişe saplandıktan sonra üzeri, ince/uzun dilimlenmiş küşleme et ile ip şeklinde sarılıp odun ateşinde pişirilir.

Lahmacun;

Efsane bir Antep Lahmacunu var ki anlatımı lügatlere sığmaz. Kelimeler onu anlatmaya yetmez. Eskilerde evlerde kendi elleriyle hazırladıkları malzemelerle oluşturdukları harcı, götürdükleri fırınlarda yaptırırlardı. Sarımsak, domates, maydanoz ve kıymayla yapılan Lahmacun ’un bir de kışın yapılan çeşidi vardır. Soğan, nar pekmezi ve kıymayla yapılan bu kış çeşidinin ayrı bir lezzeti olduğunu mutlaka belirtmeliyiz. Özellikle yazları yapılan sarımsaklı lahmacunun da adına “söğürme” denilen közlenmiş patlıcanla yenilmesi lezzete lezzet katmaktadır.

Beyran;

Ona çorba demek büyük bir haksızlık olacaktır. Onun için adının yanına çorba yazmadım. Sadece Beyranı yemek bile Antep mutfağının ne kadar muazzam bir mutfak olduğunu anlamaya yeterlidir bence. Kuzu inciğin lime şime olmuş et parçalarının pirinç ve baharatla müthiş bir kombinasyonudur Beyran; Çorbanın pişirileceği sahan tereyağı ile yağlanır. Haşlanmış pirinçten 2 yemek kaşığı, üzerine 50 gr kadar haşlanmış incik eti, bir diş ezilmiş sarımsak ve baharatlar eklenir. Yüksek ateşte üzerine kemik suyu eklenerek kaynatılır.

Ali Nazik;

Ali nazik olarak da bilinen ala nazik, yapması son derece kolay, ama lezzeti öyle kolay kolay unutulmayacak harika bir yemektir. Öncelikle büyükçe bir bostan patlıcanı ateşte, -mümkünse kömür ateşinde közlenir-. Közlenen patlıcanın kabukları soyulur, püre kıvamına getirilir. İsteğinize göre birkaç diş sarımsak soyulur ve ezilir. Ezilen sarımsak süzme yoğurda katılır. Ardından püre kıvamındaki, közlenmiş patlıcan süzme yoğurtla karıştırılır. Bir tarafta da küçük kuşbaşı et ya da kıyma kavrulur, üzerine kırmızıbiber ya da biber salçası konularak bir sure daha ateşte tutulur, ardından da, süzme yoğurtla karıştırdığımız közlenmiş patlıcanın üzerine güzelce dökülerek servis edilir. Ala nazik’in yanında iri Antep biberi de şahane gider.

Kilis Usulü Alinazik;

Patlıcan, domates ve biberler közlenir, malzemeler ezilmeden ince ince doğranıp karıştırılır. Odun ateşinde pişirilmiş kuzu etleri şişten çıkarıldıktan sonra tereyağında kısa bir süre kavurulup, ayrı bir tavada ısıtılan patlıcanlı karışımın üzerine eklenerek servis yapılır.

Soğan Kebabı

Taze soğanların yetiştiği mevsimde, Arpacık soğanların tepesi kesilip, kabukları soyulmadan 50 cm çapındaki bir tepsiye, Sade Kıymadan ceviz büyüklüğünde hazırlanan harç soğanların arasına konularak yerleştirilir. Tepsi 250 derece fırında 1 saat pişirilir. Fırından çıkan tepsinin üzerine 1 çay bardağı nar pekmezi sulandırılarak gezdirilir. Tepsinin ağzı kapatılıp fırına sürülür ve 20 dakika dinlendirilir.

Sarımsak Kebabı

Sarımsak kebabı aynı soğan kebabı gibi baharda sarımsakların taze olarak yetiştiği birdönem de yapılabilen bir kebap türüdür. Taze olan Sarımsağın Sadece en üsteki birkaç zarı soyulur. Sarımsaklar ortadan dikey olarak kesilir ve içine daha önceden sade kıymadan hazırlanan harç arasına yerleştirilerek tepsiye dizilir. Tepsinin üstüne yarım bardak kadar su gezdirip üzerini folyo ile kapatıp 200 ° deki fırına konulur. 40 dk. sonra kapağı açılarak sarımsakların üstü hafif kızarıncaya kadar tutulur.

Keme Kebabı

Kırmızı ete göre 7 kat daha fazla proteine sahip olan keme, sadece Gaziantep ve bölgesinde yetişen bir mantardır. Bahar aylarında sıkça yağan yağmurlardan sonra yetişir. Keme, Tuber familyasına ait bir mantar türüdür. Fransız mutfağının en pahalı yiyecek malzemesi olan ünlü Trüf mantarıyla aynı ailedendir. Bölgede işlenmemiş tarım topraklarında havaların yağışlı geçmesiyle birlikte yetişmeye başlayan kemenin uzmanlar tarafından birçok hastalığa iyi geldiği ifade edilmektedir. Kebap yapmak üzere seçilen kemeler önce bol suyla temizce yıkanır. Kıymayla karışık halde pişirilecekse zırhla küçük parçalara ayrılır ve yağlı kıyma ile yoğrulup şişe saplanarak mangal ateşinde pişirilir.

Şiveydiz

Şiveydiz yemeği de aynı sarımsak kebabı gibi sarımsakların taze olarak yetiştiği bir dönem de yapılabilen bir yemek türüdür Tencereye kuşbaşı et konularak hafifçe tavlanır, tuz ve su ilave edilerek haşlanmaya bırakılır. Et piştikten sonra içine önceden akşamdan ıslanarak haşlanmış nohut ilave edilir. Hafif iri ve çapraz şekilde doğranmış soğan ve sarımsak (baş kısımlarını hafif iri doğrayarak) et ve nohuda ilave edilir. Biraz piştikten sonra bir tencereye süzme yoğurt, yumurta ve un konularak hafif ateşte sürekli çırparak pişirilir. Piştikten sonra diğer tenceredeki malzemeyi yoğurda boşaltarak bir taşım kaynatıp ocağın altı kapatılır. Daha sonra bir tavaya yağ konulup kavrulduktan sonra içine nane katılarak yemeğin üzerine gezdirilir ve yemek servise sunulur.

Kırmızı Mercimekli Köfte;

Antep’in çok lezzetli “Malhıtalı Köfte”; yani kırmızı mercimekli köfte. Bir tencerede kırmızı mercimek pişirilir. Pişirilen mercimek, simitin (köftelik bulgur) üzerine dökülür. Biber ve domates salçası eklenerek yoğrulur. Az sarımsak eklenir. Köfte kıvama gelince, bir tavada, ince ince doğranmış kuru soğan kavrulur, üzerine biraz kırmızıbiber eklenir. Ardından kavrulmuş soğan köftenin üzerine dökülür, biraz daha yoğrulur, maydanoz eklenerek servis edilir. Malhıtalı köftenin yanında kışsa turşu, yazsa ayran çok iyi gider.

Kahvesiz Olmaz

Gaziantep Bakırcılar Çarşısı’nda bulunan ‘Tahmis Kahvesi’nde, çitlembik çekirdeklerinin kavrulup, öğütülerek usulünce pişirilen Menengiç kahvesini içmeden de gitmek olmaz. Anadolu kültürünü buram buram yaşatacak bu kahvehane deneyimini mutlaka yaşamak lazım.

No Comments Yet

Comments are closed

Turkaz Magazine dijital dergi platformudur.
Hello. Add your message here.