GEÇİP GİDEN YAZ AYINI KIŞ MEVSİMİNİ DÜŞÜNMEDEN SADECE SONBAHARI YAŞAYIN

Atiye Kadan – Eczacı

Yaz mevsimi bitiyor ve sonbaharı karşılamaya hazırlanıyoruz. Her ne kadar küresel ısınmaya bağlı olarak mevsim geçişlerini eskisi kadar net yaşamasak da, günlerin kısalması, hava ısısının hissedilir şekilde hızlı düşüşü, tatil sezonunun bitip yeniden yoğun iş hayatına geçişimiz ile birlikte sonbahara hoş geldin diyeceğiz.
Uzmanlar, mevsimsel değişikliklerin insanları farklı şekillerde ve farklı derecelerde etkilediğini söylüyor. Bazılarımız duygusal geçişler, bazılarımız kronik hastalıklara bağlı değişiklikler, bazılarımız mevsimsel farklılıklardan kaynaklanan mevsimsel geçiş problemlerini yaşıyoruz. Beslenme alışkanlıkları ve ruh ve beden sağlığına ilişkin değişiklikler sonbahar mevsimi ile birlikte ortaya çıkıyor.
Sonbahar ayları ile birlikte, havalar soğumaya başlıyor, okullar açılıyor, iş hayatı yoğunlaşıyor, şehirler kalabalıklaşıyor ve trafik stresi artıyor, günler kısalıyor, güneş ışığından aldığımız enerji ve mutluluk azalıyor. Tüm bunlara bağlı olarak da kendimizi çok daha fazla yorgun, bitkin ve halsiz hissediyoruz. Vücudumuzdaki bu durum ruh halimizi ve sosyal hayatımızı da etkilemeye başlıyor.
Yaz mevsiminin gelmesini çok isteyerek bekliyoruz, kış mevsimini ise kendimizi iyice korumaya alarak karşılıyoruz. Ama ilkbahar ve sonbahar mevsimleri geçişleri oluşturduğu için bu geçişlere uyum sağlarken daha fazla değişiklik yaşıyoruz. İlkbahar; canlılığı, doğanın uyanışını, güneşi, neşeyi ve içimizde oluşan heyecanı, yenilenmeyi temsil ederken, sonbaharda bunun tam tersi bir durum yaşıyoruz. Canlılık biraz kayboluyor, yapraklar dökülüyor, güneş ışığı azalıyor, günler kısalıyor, bulutlar yoğunlaşıyor ve doğa ile birlikte biz de canlılığımızı yitiriyoruz. Karamsarlık ve ümitsizlik halimiz biraz daha açığa çıkıyor sanki. Tatillerimizin bitişini anımsatıyor bu mevsim. Dışarıda geçirdiğimiz zaman azalıyor ve kapalı alanlarda geçirdiğimiz, evde olduğumuz süreler artıyor. Hava da daha kapalı ve puslu olunca, sabahları yataktan kalkmak bile eziyet halini alıyor. Soğuyan havalara bağlı olarak giyim kuşamımız bile daha koruyucu ve kalın yani hareketlerimizi engelleyici oluyor. Havaların soğuması ile birlikte artan enerji ihtiyacının besinlerden karşılanma isteği artıyor ve daha enerjisi yüksek, şekerli, karbonhidratlı yiyecekler tüketilmeye başlanıyor. Hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarındaki değişime bağlı olarak kilo değişiklikleri daha sık ortaya çıkıyor. Birbirini tetikleyen bu tip problemler sonrasında psikolojik sorunların ortaya çıkışı kaçınılmaz oluyor.
Cildinizin Sesine Kulak Verin

Yazdan sonbahara geçişte bu değişiklikleri hepimiz aynı şekilde yaşamıyoruz tabi ki. Günlük alışkanlıklarımız, beslenme şeklimiz, bağışıklık sistemimiz bu geçişlerde bize eşlik ediyor. Dolayısıyla vücudumuz ne kadar güçlü ve sağlığımız ne kadar iyiyse bu geçişleri de o kadar kolay atlatıyoruz. Kronik hastalığı olanlar, hamileler, küçük çocuklarda durum biraz daha zor olabiliyor. Hava ısısına bağlı değişikliklerin vücudumuz tarafından kontrol edilmeye çalışılması, bazı şeylerin aksamasına ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olabiliyor. Güneş ışığının azalması, virütik enfeksiyonlardaki artış, gribal hastalık durumlarının ortaya çıkışına ve risk altındaki kişilerin hızla etkilenmesine neden oluyor. Mevsimsel olarak taze meyve ve sebze tüketiminin azalması vitamin eksikliklerine yol açıyor. Daha çok kapalı alanlarda bulunulması da bu tip hastalıkların yayılması ve uzun süreçler almasına neden oluyor. Dolayısıyla bu mevsim geçişlerini daha kolay ve sağlıklı bir şekilde atlatabilmek için, doğru beslenmeye özen göstermek, taze meyve ve sebze tüketimine önem vermek, eğer gerekiyor ise vitamin ve mineral içeren besin takviyeleri kullanmak, kapalı yerlerde uzun vakitler geçirmemek, bol sıvı tüketimini sağlamak önem arz ediyor.

Vücudumuzda yaşadığımız bir diğer mevsimsel değişim etkisi, dermatolojik olarak yani cildimizde ve saçlarımızda yaşadığımız etkilerdir. Yaz mevsiminde güneşe ve bronzlaşmaya bağlı olarak cildimiz kuruma yaşar. Mevsimsel değişikliklere bağlı olarak bu kuruluk daha uzun sürede nem kazanarak düzelir. Yani bol su tüketimi cildimizde kaybolan nemin tekrar yerine konabilmesi için çok önem taşır. Ayrıca güneşe bağlı oluşmuş cilt lekelerinin bakımı ve giderilebilmesi için en uygun zaman da yine bu yaz mevsimini uğurladığımız günler aslında. Neden mi? Çünkü leke cildin en üst tabakasında oluşan bir sorun değildir, alttaki dermis tabakasında başlayan ve yukarıdan görülmeye başladığında aslında ciltte yerleşmiş olan bir sorundur. Bu da lekenin tamamen yok olması için gereken zamanın daha uzun süreceği anlamına gelir. Sonbahar mevsiminde başlanan leke tedavileri genellikle güneşin de etkisinin azalmasına bağlı olarak daha başarılı olur.
Bir başka dermatolojik sorunumuz saç dökülmesi. Mevsimsel geçişlere bağlı olarak özellikle sonbaharda saç dökülmesi şikâyetleri çok artıyor. Bağışıklık sistemindeki değişiklikler bunu çok etkiliyor. Beslenme alışkanlıkları ve mevsim değişimine bağlı stres de bu durumu tetikliyor. Saçlarda dökülmenin yanı sıra zayıflama, matlaşma ve kırılma problemleri de artıyor. Hem beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi hem de dışarıdan kullanılabilecek destek ürünleri ile bu problemlerle baş edebilmek mümkün. Dermatolojik olarak özellikle yaz mevsiminin bitişinde görülen en sık problemlerden biri diğeri de tırnak ve cilt mantarları. Kumsaldan ya da havuz kenarları gibi ortak alanlardan bulaşan mantar, yine mevsim değişikliğinin etkilerinin yaşandığı bu dönemde sık görülen ve tedavisi ve bakımının yapılması gereken bir diğer sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Yazdan sonbahara geçişte yaşadığımız biyolojik sorunlar, yorgunluk, halsizlik, enerji azlığı, uyku bozuklukları, vücutta ağrılar vb. şeklinde sıralanabilir. Tüm bu sorunlar aslında fiziksel olarak kendimizi kötü ve yetersiz hissetmemize neden olmasının yanı sıra psikolojik olarak da negatif etki yapar. Bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatamayan kişilerde bu durum mevsimsel depresyonlara neden olabilir. Mevsimsel depresyonlar doğru bir şekilde ve gerekli olması halinde bir uzman görüşüne başvurularak tedavi edilmelidir. Üzerinin bir şekilde kapatılması ilerleyen süreçte daha zor yol alınan farklı psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Her Şeyi Ölçüsünde Tadabilmek, Kendi Hissettiklerimizle Yüz Yüze Gelmek Bizi Daha Da Güçlü Kılar
Bu mevsim geçişlerini daha az olumsuz etkileşimle atlatabilmek, zinde, mutlu, sağlıklı ve pozitif bir ruh hali ile sonbaharı karşılayabilmek için yapabileceğimiz şeyleri burada sıralamak istiyorum:
Öncelikle beslenmemize özen göstermeliyiz. Dengeli beslenmeye dikkat etmeli, taze sebze ve meyve tüketimine (tabi ki mevsim meyve ve sebzelerinden bahsediyorum) dikkat etmeliyiz. Yeterince protein, karbonhidrat ve faydalı yağ içeren gıdaları olması gereken miktarda almaya gayret edelim. Bağışıklık sistemimizi desteklemek amacı ile ihtiyaç duymamız halinde A,E,C vitamini içeren takviyelerden faydalanabiliriz. Bol bol su içiyoruz, bu sadece mevsim geçişlerinde değil aslında her zaman çok önemli. Bitkisel çaylar da hem zindelik, hem kilo kontrolü, hem de rahatlatıcı olarak tüketebileceğimiz içecekler olarak listemizde yer alabilir. Beslenmemizin yanı sıra kişisel fiziksel aktivitemize dikkat etmeliyiz. Mutlaka spor yapmalıyız, sadece yürüyüş bile hem vücudumuzu çalıştırmak, hem enerjimizi tazelemek için büyük önem taşıyor. Mümkün olduğunca sporu hayat alışkanlığı haline getirebilmek büyük bir kazanım olacaktır. Dışarıda spor yapamayan kişiler için mevsim uygun olmadığı sürece kapalı spor alanları tercih edilebilir.
Kendimizi iyi hissedebilmemiz ve tatil mevsimi olan yaza hasretimizi azaltabilmemiz için kendi imkânlarımız ölçüsünde kısa tatiller planlayabiliriz. Bunlar hafta sonu olabileceği gibi günlük bile olabilir. Sosyalleşmek, iş dışında hobiler edinmek de ruhsal olarak bize bu dönemlerde iyi gelebilir. Uzmanlar mutluluğun ve pozitif duyguların bulaşıcı olduğunu söylüyorlar. Böyle ortamlarda bulunmak, neşeli ve keyifli arkadaşlarımızla bir arada olmak bizi de psikolojik olarak rahatlatacaktır. Geçmişteki yaz mevsimini nasıl geçirdiğimize takılmadan, önümüzdeki kış mevsiminin nasıl olacağını düşünmeden sadece sonbaharı yaşabilmek aslında anı yaşamak ve tadını çıkarmak çok güzel olacaktır. Sonbahar, hasat, hazan, hüzün mevsimi diye bilinebilir ama bunlar da bize ait duygular değil midir? Dolayısı ile her şeyi ölçüsünde tadabilmek, kendi hissettiklerimizle yüz yüze gelmek bizi daha da güçlü kılar.

Değişimler hayatımızın her anında karşılaştığımız ve karşılaştığımız anda da yeni duruma adapte olmaya çalıştığımız durumlar diye tanımlanabilir. Önemli olan karşılaşma anını iyi analiz etmek ve yeni duruma en iyi nasıl adapte olarak devam edebiliriz bunun kararını vermektir. Sonrasında da zaten otomatik olarak kendimizi bu yeni durumun içine ilave edip yaşamaya devam ederiz. Sonbahar bizim daha önce defalarca uyum sağladığımız bir mevsim aslında. Gelin bu yıl onu çok farklı karşılayalım, iyice yaşayalım sarısını, belki bulutlarla kaplı havasını, güneşi özlediğimizi hissettirsin bize, doğanın nasıl da kendini yenilemek için silkelendiğini izleyelim. Sonra da kendi hayatımıza uyarlayalım. Olabildiğince yenilenmek, hazırlanmak, gelişmek için değişimlerin şart olduğunu görerek, yaşayarak devam edelim.

Sevgiyle ve huzurla kalın…

No Comments Yet

Comments are closed

Turkaz Magazine dijital dergi platformudur.
Hello. Add your message here.