READING

Kültür ve Turizm Bakanlığı Açıkladı

Kültür ve Turizm Bakanlığı Açıkladı

Türkiye’de en çok ziyaret edilen 10 ören yeri arasında Kapadokya bölgesinde bulunan Göreme Açık Hava Müzesi, Kaymaklı yeraltı şehri, Derinkuyu yeraltı şehri ve Zelve-Paşabağları ören yeri ilk 10 da yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından açıklanan rakamlara göre 2019 yılında Göreme Açık Hava Müzesi 1 milyon 403 bin 44 ziyaretçi sayısı ile listede üçüncü sırada yer alırken Kaymaklı yeraltı şehri 632 bin 970 ziyaretçi sayısı ile dördüncü, Derinkuyu yeraltı şehri 456 bin 369 ziyaretçi sayısı ile yedinci ve Zelve-Paşabağları ören yeri ise 279 bin 296 ziyaretçi sayısı ile onuncu sırada yer aldı.

1 Hierapolis Ören Yeri (Denizli) – 2.557.868 kişi

Hierapolis arkeolojik kenti antik çağlardan bugüne kadar ulaşan en çarpıcı merkezlerden biri. Çok çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inanılan şifalı suları ile ünlü. Oldukça iyi biçimde korunarak günümüze ulaşmayı başarmış. Roma imparatoru Neron zamanında olan büyük depremle tahrip olmuş ve kimliğini kaybetmiş. Kalıntıların büyük bölümü Roma döneminden olan Hierapolis (Pamukkale) antik kenti, tüm görkemiyle yanında durduğu Pamukkale Travertenleri’yle beraber 1988 yılında hem kültürel, hem doğal miras olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Yaklaşık 1 km uzunluğundaki ana cadde kenti ikiye böler ve bu caddenin her iki tarafında revaklar, kamu binaları dükkan ve atölyeler bulunur. Antik tiyatro, tapınaklar, anıtsal çeşmeler, mezarlar, agora, gymnasium gibi yapılar da size 2 bin yıl öncesinin kentinde olduğunu hissettirecek derecede iyi durumda. Özellikle Roma Dönemi’nde cehennemin girişi olduğuna inanılan Ploutonium hakkında anlatılan hikâyeler ilginizi çekecektir.

2 Efes Ören Yeri (İzmir) – 1.855.694 kişi

Antik dünyanın en önemli metropollerinden Anadolu başkenti Efes son derece görkemli bir metropolis. Eşsiz mimari eserleri binlerce yıldır ayakta olan bu mega antik şehir, Dünya Miras Listesi’nde. Anadolu’nun ana tanrıça (Kybele) geleneğine dayalı, antik dünyanın yedi harikasından Artemis Tapınağı da Efes’te. Efes, tarih öncesinden başlayarak Hellenistik, Roma, Bizans (Doğu Roma),Beylikler ve Osmanlı Dönemleri boyunca her zaman politik ve ticari bir merkez oldu. Efes ile özdeşleşen en ünlü kalıntı, muazzam sütunlarıyla hayranlık uyandıran “Celcus Kütüphanesi”. M.S. 2. Yüzyıla tarihlenen bu kütüphane, İskenderiye ve Pergamon’dan sonra, antik çağın en önemli kütüphanelerinden biri. Hadrian Kapısı ve Hadrian Tapınağı da dikkat çeken yapılar arasındadır. Antik Dünyanın 7 harikasından biri olan Artemision, yaklaşık 25 bin kişilik oturma kapasitesiyle büyük tiyatro, stadyum, ticaret ve devlet agoraları, Hestia Tapınağını (şehrin kutsal ateşi) içinde bulunduran Prytaneum, yaklaşık 1800 kişilik odeon (meclis ve konser salonu) ve antik liman da görülmesi gereken diğer kalıntılar. Hz. Meryem’in İsa’nın annesi olarak kabul ve ilan edildiği 431 tarihli Ekümenik Konsülün gerçekleştiği Meryem Kilisesi de mutlaka görülmeli.

3 Göreme Ören Yeri (Nevşehir) – 1.403.444 kişi

Göreme Açıkhava Müzesi, M.S. IV. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatına ev sahipliği eden bir kaya yerleşim yeri. Bir vadi oluşturan alanda, kaya blokların içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve oturma mekânları oyulmuş. Göreme Vadisi, manastır eğitim sisteminin başlatıldığı yer olarak kabul ediliyor, aynı eğitim sistemi daha geç tarihlerde Soğanlı, Ihlara, Açıksaray’da da görülmüş. Kiliselerde Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde kullanılan geometrik süslemeler ortaya çıkarılan ilk boya katmanlarında görülebilirken, daha sonraki tarihlerde yapılan freskler İncil ve Hz. İsa’nın hayatından sahneleri betimliyor. Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise gezilebiliyor. Göreme Açıkhava Müzesi 6 Aralık 1985 tarihinden bu yana doğal ve kültürel varlık olarak UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

4 Kaymaklı Yeraltı Şehri (Nevşehir) – 632.970 kişi

Nevşehir’e 20 km. mesafede bulunan Kaymaklı kasabasında. Kaymaklı’nın tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar gider. Hititler Dönemi’nde yapılmış bu şehir 8 katlı. Roma ve Bizans dönemlerinde diğer alanların da oyulmasıyla genişletilerek yeraltı şehrine dönüştürülen Kaymaklı, tüf kayalara oyulmuş. Bir topluluğun geçici olarak yaşayabilmesi için gerekli barınma şartlarına uygun olan alanda, dar koridorlarla birbirlerine bağlanan oda ve salonlar, şarap depoları, su mahzenleri, mutfak ve erzak depoları, havalandırma bacaları, su kuyuları, kilise ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi önlemek için kapıyı içten kapatan büyük sürgü taşları yer alıyor. Günümüzde Kaymaklı Yeraltı Şehri, ziyaretçilerini dört katı ışıklandırılmış olarak ağırlıyor.

5 Troya Ören Yeri (Çanakkale) – 583.491 kişi

Troya, dünyadaki en ünlü antik kentlerden biri. Troya’da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan fazla bir zamanı gösteriyor ve Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları izlememizi sağlıyor. Troya’daki en erken yerleşim katı M.Ö. 3000-2500 ile erken Tunç Çağı’na tarihleniyor, daha sonra sürekli yerleşim gören Troya katmanları M.Ö. 85 – M.S. 8. yüzyıla tarihlenen Roma Dönemi ile sona eriyor. Troya, bulunduğu coğrafi konum nedeniyle burada hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle ticari ve kültürel bağlantıları açısından daima çok önemli bir rol üstlenmiş. Troya ayrıca gösterdiği kesintisiz katmanlaşma ile Avrupa ve Ege’deki diğer arkeolojik alanlar için referans görevi görüyor. İlk olarak 1871’de Heinrich Schliemann, daha sonra W. Dörpfeld, C.W Blegen tarafından kazılmış olan bu görkemli arkeolojik şehirde kazılar halen devam ediyor.

6 Ihlara Vadisi Ören Yeri (Aksaray) – 566.917 kişi

Dünyanın en büyük kanyonları arasında sayılan Ihlara Vadisi, Hıristiyanlığın kuruluş yıllarından beri önemli bir dini merkez oldu. 14 kilometrelik vadide sayısız kilise ve tarihi yaşam alanı var. Asırlar önce Hasan Dağı’nın püskürmesiyle oluşan volkanik tabaka, doğa olayları ve Melendiz Çayı’nın aşındırmasıyla Ihlara Vadisi oluşmuş. Yüksekliği 120 metreyi bulabilen bu büyüleyici kanyon, Ihlara Kasabası’nda başlayarak Belisırma ve Yaprakhisar üstünden Selime’ye uzanıyor. Bölgede 4. yüzyıldan itibaren öncü Hıristiyan din adamlar yetişti. İlk akla gelenler, Mısır ve Suriye’den daha farklı manastır kuralları belirleyen Kayserili Basilius ve baba-oğul-kutsal ruh üçlemesine (teslis) yeni bir izah getirerek mezhep kuran aziz Nazianzoslu Gregorius. Kapadokya sınırları içinde yer alan Belisırma, Ihlara ve Gelveri’yi (Güzelyurt) kapsayan bölgede, 382 basamaklı merdivenden inip yemyeşil bir vadi tabanını takip edenler, pek çok kilise ve yaşam alanlarıyla karşılaşıyor. Yörenin jeolojik özelliği sayesinde oluşan freskli kiliseler, manastır ruhuna uygun olarak kayalara oyuldu. 105 adet kiliseden 14 tanesi ziyarete açık.

7 Derinkuyu Yeraltı Şehri (Nevşehir) – 456.369 kişi

Nevşehir- Niğde karayolu üzerinde ve Nevşehir’e 30 km. uzaklıkta bulunan Derinkuyu ilçesinde bulunuyor. Kaymaklı Yeraltı Şehri’nden farklı olarak Derinkuyu’da bir misyonerler okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu ve ilgi çekici bir kuyu da bulunuyor. Derinkuyu’nun ilk yerlileri Asur kolonilerine kadar uzanıyor. 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun zulmünden kaçan ilk Hıristiyanlar Antakya ve Kayseri üzerinden Kapadokya’ya gelerek buraya yerleşmişler. Bölgedeki yeraltı şehirlerini kuran ilk Hıristiyanlar, girişleri kolayca fark edilemeyecek şekilde yapılmış bu şehirlerde saklanarak Romalı askerlerin zulmünden kurtulabilmişler. Yeraltı şehirlerinde uzun süre dışarı çıkmadan yaşamak zorunda kalabilecekleri için erzak depoları, havalandırma bacaları, şarap imalathaneleri, kiliseler, manastırlar, su kuyuları, tuvaletler ve toplantı odaları yaparak alanlarını genişletmişler. Birbirine bağlı odalardan oluşan bu şehirlerde bazı odalar ancak bir insanın geçebileceği kadar dar tünellerle birbirine bağlanıyor. Tünellerin giriş çıkışlarında güvenlik nedeniyle tüneli kapatmak için kullanılan büyük taş silindirler var.

8 Göbeklitepe Ören Yeri (Şanlıurfa) – 400.195 kişi

Yerleşim yeri olarak kullanılmadığı bilinen ve tapınmaya hizmet eden Göbeklitepe, şaşırtıcı anıtsal mimarisiyle 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Türkiye’de de ’’2019 Göbeklitepe Yılı” ilan edildi. Henüz küçük bir bölümü çıkarılan Göbeklitepe, yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle insanlık tarihini değiştirdi. Dünyanın bilinen en eski ve en büyük tapınma (kült) merkezi sayılan Göbeklitepe ile dinsel inanışın yerleşik yaşama geçişteki etkisi kanıtlandı. Harran Ovası’na hakim bu tarih öncesi yerleşimin sınırlı bir bölümü kazılsa da, sıra dışı bulguları Neolitik Çağ’la ilgili pek çok bilgiyi altüst etti. Şanlıurfa’nın Örencik Köyü yakınlarındaki Göbeklitepe kazılarını 1995’te Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt başlattı ve 2014’deki ölümüne dek 20 yıl sürdürdü. Göbeklitepe; avcı-toplayıcı yaşamı, tarım ve hayvancılığa geçişi, tapınak mimarisi ve sanatın doğuşunu anlamamıza önemli katkılar sağladı.

9 Aspendos Ören Yeri (Antalya) – 320.856 kişi

Aspendos, bölgede kendi adına madeni para bastıran ilk şehirlerden biridir. Yunan efsanesine göre, şehir Truva Savaşı’ndan sonra Pamphylia’ya gelen kahraman Mopsos liderliğindeki Argive kolonicileri tarafından kurulmuştur. Aspendos’ta en göze çarpan yapı kuşkusuz yaklaşık 12.000 kişilik, iyi korunmuş amfitiyatrodur. Tiyatronun yanında bir bazilika bulunur, kentin diğer kalıntıları ise tiyatronun arkasında, akropolün yukarısında yer alırlar. Aspendos’un gözden kaçırılmaması gereken bir diğer kalıntısı da su kemerleridir. Kuzeydeki dağlardan şehre su getiren 1 km uzunluğundaki bu kemerler dizisi olağanüstü bir mühendislik becerisini ortaya koyar ve eski çağlardan günümüze kalan nadir örneklerdendir.

10 Zelve-Paşabağlar Ören Yeri (Nevşehir) – 279.296 kişi

Avanos’a 5 km, Paşabağları’na 1 km. uzaklıktaki Zelve, Aktepe’nin dik ve kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Üç vadiden oluşan Zelve Örenyeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. Üç vadiden oluşan Zelve örenyeri, Kapadokya bölgesinde peribacalarının en yoğun olduğu yer. Doğanın yarattığı güzelliklerden biri olan bu alan IX. ve XIII. yüzyıllarda Hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden birisi oldu, papazlara verilen ilk dini seminerler bu yörede gerçekleşti. Vadideki en önemli kiliseler olan Balıklı, Üzümlü ve Geyikli kiliseleri İkonoklastik dönem (728-842) öncesine tarihleniyorlar. Burada ayrıca Aziz Simeon adına yapılmış şapel ve birçok kaya mekânı bulunuyor. 1952 yılına kadar iskân edilmiş vadide manastırlar, kiliseler, yerleşim yerlerinin yanı sıra tünel, değirmen, cam gibi yapılar görülebilir.