READING

Tarihin En Güçlü Kraliçe ve Kadın Hükümdarları...

Tarihin En Güçlü Kraliçe ve Kadın Hükümdarları

  1. Hatşepsut (M.Ö 1508 – M.Ö 1458)

M.Ö 1479 – 1458 yılları arasında Mısır’ı yöneten ve bugün, Mısır’ın 18. Hanedanı’nın altın çağındaki yönetiminden çok, bir erkek rolünü üstlenme cesaretine sahip oluşuyla ünlenmiş Mısır tarihinin tek kadın firavunudur Hatşepsut. Nil kıyısındaki görkemli yapılarda erkek giysileri giyer ve takma sakal takardı. Bu bir gelenekti. Hatşepsut kelime anlamı olarak soylu kadınların öncüsü demekti. Kendi adına inşa ettiği tapınağı ve gücünü simgelemek için yaptırdığı sakallı heykeli ile ünlüdür. Güçlü, başarılı, halk tarafından sevilen bir firavundu.

  1. VII. Kleopatra (M.Ö 69 – 30)

Antik Mısır’ın son Helenistik kraliçesi Kleopatra VII, dünyanın en gösterişli, en zengin krallığının tahtına geçtiğinde henüz çocuk denecek yaştaydı. Her türlü saray komplosunu ve Roma’dan gelecek hainlikleri göze alarak, Mısır’ı tehlikelerden koruyacak tek adamla, Jül Sezar ile tutkulu bir aşkla sonuçlanan anlaşma, Roma’da büyük öfke yaratırken, Kleopatra, Sezar’ın ölümünden sonra da onun yeğeni Marcus Antonius’la aşka devam etti. Entrikaları, zekası ve güzelliğiyle yönetimi kendi çıkarları için kullanmaya devam edeceği parıltılı bir dünya yarattı.

  1. Wu Zetian (624 – 705)

Wu Hou, 13 yaşında iken imparator Taizong tarafından 638’de Çin Sarayı’na cariye olarak geldi. Taizong ölünce oğlu Gaozong’un sevgilisi oldu ve bir kızı oldu. Şeytani bir planla, kendi kızını öldürüp suçu İmparator Gaozong’un eşine attı, bu durum Gaozong’un onu İmparatoriçe ilan etmesini sağladı. İmparator Gaozong’un hastalığını sırasında da devleti yönetmeye başladı. Çin, pek çok icada ev sahipliği yaptı, bunlardan bir tanesi Çin işkencesiydi. Çin tarihinin tek kadın hükümdarı Wu Zetian (doğum adıyla Wu Hou) iktidarı süresince rakipleri olan saray kadınları başta olmak üzere, imparatorluğun dört bir tarafındaki muhaliflerine tarihe geçecek acılar çektirdi. Wu Hou gaddar, zalim ve hatta hastalıklı bir psikolojiye sahip olmasına rağmen Çin’de büyük ölçüde birliği sağlamış, Kore hakimiyetini de temin etmişti.

  1. Gürcistanlı Tamar (1160 – 1213)

Yurttaşları bugün bile onu gelmiş geçmiş Gürcü hükümdarların en yeteneklisi olarak yad ediyor. İyi Kraliçe Tamar, askeri becerisiyle sivrilir ve Türkleri defalarca püskürtmeyi başarır. Güzelliği dillere destandır. Halkı tarafından iyilik meleği olarak anılır. Babası Giorgi’nin ölümü üzerine 1184’te Tamar tahta çıktı. Hükümdarlık dönemi Gürcistan’ın Altın Çağı olarak bilinir. Krallar kralı ve Kraliçeler kraliçesi olarak adlandırılmıştır. Tamar, Gürcü krallığını gücünün doruğuna ulaştırdı ve onun döneminde Gürcistan, tarihinin en geniş sınırlarına ulaştı. Hakkında birçok efsane anlatılır.

  1. Kastilyalı I. Isabel (1451 – 1504)

Babası kral Johann II ölünce, üvey ağabeyi Henri IV olan çocuğu evlilik dışı kabul edilince Isabel tahtın varisi olur. İspanya’yı süper güç haline getirecek yolu açmak için, Aragonya Kralı II.Ferdinand’la evlenerek İber yarımadasını birleştirir. Kristof Kolomb’u keşfe yollar, ülkeyi akıllıca yönetir ve korku salar. Isabel’in neredeyse Stalinvari yönetiminde insanlar ister soylu olsun ister köylü hep yanlış bir şey söyleme veya düşünme korkusuyla yaşamışlardır. Katolik inancını devlet ideolojisi haline getirdiği için olsa gerek, İspanyol Kilisesi tarafından kutsal olarak anılmak istense de kraliçenin kalbi Tanrı için değil, devletin gücü için atıyordu. İktidar uğruna Berberileri ve Yahudileri yurtlarından sürdüğü gibi, papayı bile kandırmıştı.

  1. Caterina Sforza (1463 – 1509)

İtalyan Sforza ailesi üyesi, Forli kontesi. Venediklilere karşı başarılı savunmadan dolayı çağdaşlarının deyişiyle “Forli Kaplanı”. 15. yüzyıl İtalyasının önde gelen liderlerindendir. 1488’de öldürülen kocasının intikamını kanlı yoldan alır, ardından 12 yıl boyunca Forli Prensliği’ni yönetir. Kocasının ölümünden sonra 2 kez daha evlenir, toplamda 7 çocuk sahibi de olur.

  1. I. Elizabeth (1533 – 1603)

Babası Kral Henry’nin aşık olduğu Anne Boleyn ile gizli evliliğinden doğdu. Teninin fazla beyaz olması nedeniyle hayalet olduğu söylenerek cellada teslim edildi. Elizabeth, annesi Boleyn sayesinde kurtarıldı. Babasının ölümünden sonra 2 üvey kardeşinin tahta çıkışları ve çocuksuz ölmeleri nedeniyle 25 yaşında tahta çıktı. İktidarda olduğu dönemde İngiltere’ye altın çağını yaşatır. Londra’yı kültür metropolü haline getirir, İspanyol donanmasını püskürtür. Daha da önemlisi bağımsızlığından ödün vermez. Yaşamı boyunca hiç evlenmediği için “Bakire Kraliçe” adıyla da anılır. Evlilikten kurnazca kaçınır. Bahanesi zaten halkıyla evli olduğudur. Şu sözü de pek bilinir: “Tanrı bana bir kadının zayıf vücudunu vermiş olsa da, bir kralın yüreğine ve midesine sahibim.”

8. Mary Stuart (1542 – 1587)

Babası ölünce, altı günlükken İskoçya kraliçesi olur. 1561’de yönetimi devralır. Üç kez evlenir, gelgeç ilişkilerden, entrikalardan, komplolardan yakasını kurtaramaz. Mary ilk başlarda, İskoç Protestanlarını gücendirmeyen bir Katolik kraliçe oldu. Ama daha sonra bu durum değişti. İkinci kocası Darnley kontunun öldürülmesini tertiplemek gibi birçok skandala imza atmakla da suçlandı ve tahttan inmeye zorlandı. Büyükannesi Margaret Tudor VIII. Henry’nin kardeşi oluyordu ve Mary de bu nedenle Henry’nin çocuklarından sonra İngiliz tahtında hak iddia edebilecek ilk kişiydi. Bu nedenle, İngiltere Kraliçesi I.Elizabeth’in emriyle 18 yılı hapiste geçirir ve sonunda idam edilir.

  1. Maria de’ Medici (1575 – 1642)

Medici ailesi 13. ve 17. yüzyıllar arasında Floransa’da (İtalya) yaşamış güçlü ve etkin bir ailedir. IV. Henri ile evlenerek Fransa kraliçesi olan Maria de’ Medici drahoması sayesinde Fransa Kralı olan kocasının borçlarını kapatır. Maria daha sonra oğlu yerine ülkeyi yönetir, oğlu onu saraydan sürene dek. Rubens’i bütün yardımcılarıyla birlikte Paris’e davet etti. Üç yılda 22 büyük kompozisyon ve resimlerini hazırlattı. Maria de Medici dışında bir Medici kadını daha var. II. Henri ile evlenerek Fransa kraliçesi olan Caterina de’ Medici. Onu da bir cümleyle hatırlatmış olalım.

  1. Nzinga Mbandi (1583 – 1663)

1624’te erkek kardeşi ölünce Ndongo krallığında (bugünkü Angola) hükümdarlığı devralır. Bu kurnaz taktik ustası, Portekizli sömürgecilere yıllarca direnir, Avrupalı köle tacirlerine karşı var gücüyle savaşır. Ama kendisi insan ticareti yapmayı ihmal etmez.

  1. İsveçli Christina (1626 – 1689)

Babası Gustav II.Adolf, Otuz Yıl Savaşları’nda öldüğünde Christina 6 yaşında tahta geçer. Görev bilinciyle 18 yaşında İsveç tahtını devralır. Edebiyata ve güzel sanatlara büyük ilgi duyan Christina, Descartes, Grotius, Vossius, Claude Saumaise gibi düşünce ve bilim adamlarını çevresinde toplayarak sarayını gerçek bir bilim akademisine dönüştürdü. 1656’da başlayan Fransa gezisi sırasındaki aşırı serbest davranışları yüzünden eleştirildi. Tahtı X. Kral Gustav’a bıraktı, sonra dönmek istediyse de olmadı.

  1. I. Yekaterina (1684 – 1727)

Ruslar, İsveç Savaşı’nda esir aldılar. Çar Petro’nun danışmanlarından birinin hizmetçiliğini yapmaya başladı. Görevi çamaşırcılıktı. İyi huylu, zeki, hoş kız Çar’ın gönlünü çeldi. 1703’te bir çocuk da dünyaya getirince Ortodoks oldu, Ekaterina Aleksiyevna (I. Katerina) adını aldı. Çar’ın erkek varisi olmadan ölmesiyle Çariçe ilan edildi. Devlet işlerini kocasının daha önce belirlemiş olduğu altı kişilik bir danışmanlar heyetine bırakmıştı. Zaten tahtta 2 yıldan biraz fazla kaldı. Yıllardır yazılan Baltacı Mehmet Paşa’nın çadırına girdiği söylentisi de bilindiği gibi tamamen hayal mahsulüdür.

  1. II. Yekaterina (Büyük Katerina) (1729 – 1796)

Kocası, Çariçe I. Elizaveta’nın ölümü üzerine III. Petro adıyla Rus tahtına çıktı. Ancak çarlığı fazla uzun sürmedi, tahttan indirilip Katerina çariçe ilan edildi. 34 yıl iktidarda kalır, Rusya’nın sınırlarını genişletir. Rusya’nın operası ve resim sanatının gelişmesi için olağanüstü gayret gösterir. Diderot ve Voltaire gibi aydınlarla mektuplaşan, örnek olmak için ilk verem aşısını kendine ve oğluna gönüllü olarak yaptıran aydın bir imparatoriçe olarak tanınır. Yaptırdığı Hermitage Müzesi dünyanın sayılı müzeleri arasına girmiştir. Ancak özel yaşamı pek de başarılı değildi. Kocası öldükten sonra hiç evlilik yapmadı, ancak başta komutanlarından Potemkin olmak üzere pek çok genç erkekle aşk yaşadı. Sevgililerini büyük malikaneler ve çok sayıda hizmetçilerle ödüllendirdi. Rusya’nın Messalina’sı olarak adlandırılır (Messalina antik Roma imparatoriçesidir, doyumsuzluğuyla ve seks partileri, fahişelerle girdiği seks yarışmalarıyla bilinir. Literatürde kadınlarda cinsel doyumsuzluk olarak bilinen nemfomani Messalina Kompleksi olarak da adlandırılır.) Ancak tek oğlu Pavel Petroviç’e, hiç ilgi göstermedi ve ona adeta hapis hayatı yaşattı.

  1. Kraliçe Victoria (1819 – 1901)

Victoria 1837’de, 18 yaşınday­ken amcası IV. William’ın ardından tahta çıktı ve 64 yıl Britanya tahtında oturdu. Eşi Albert’in ölümünden sonra sürekli siyah giysiler içinde dolaştı. Kraliçe Victoria birçok yönden, özellikle de çocuklarına karşı oldukça sertti. Günü­müzde Victoria dönemi olarak adlandırılan saltanat yıllarında İngiltere’de geçerli birçok özelliği, kraliçenin kişiliğinde de görebiliriz. Bu dönem içtenlik, saygın ve kişilikli davranış, görev sorumluluğu, çalışkanlık, tu­tumluluk gibi erdemlerin yanı sıra, tutuculuk, tartışma özgürlüğünün kısıtlanması, gösteriş düşkünlüğü, gerçekleri görmekten kaçınma gibi olumsuz özellikleri de barındırmıştır.

  1. İmparatoriçe Cixi (Tsı-şi) (1835 – 1908)

Qing İmparator Xianfeng tarafından 5. sırada cariye olarak saraya alınmış. Giderek yükselmiş ve İmparator’un tek erkek evladını doğurmuş. İmparator’un ölümünden sonra oğlu ve yeğeninin yerine ülkeyi yönetmiş. Reformcu yaklaşımları reddeden Cixi ama söz konusu ordu olunca modernize olmasını desteklemiştir. Ölümünden birkaç yıl sonra, Qing Hanedanlığı yıkılır. Cixi, despot ve insafsız yönetimiyle Qing Hanedanlığı’nın düşüşünden sorumludur dense de, bazı tarihçiler onun günah keçisi ilan edildiğini haksızlık yapıldığını söyler.